OĞUZ UÇAR

Bu hafta siyaset yazmak istemiyorum…
Dünya COVİD-19 ile yanıp kavrulurken, bizler hala Turkuaz Tablolardaki rakamları tartışıyoruz. Bu kargaşa içindeyıllardır acı ve üzüntü içinde yaşayan Otizmli Çocuklarımızı da unuttuk!
Bugün dikkatlerinizi işte bu çocuklarımıza ve ailelerine çekmek istiyorum.

Resmi rakamlara göre, ülkemizde 550 bin civarında otizmli birey bulunuyor.
0-14 yaş grubu aralığında otizmli çocuk sayısı ise yaklaşık olarak 140 bin olarak ifade ediliyor.Otizmli bireylerin ebeveynleri, kardeşleri, yakın akraba ve çevreleri de hesaba katıldığı zaman, Türkiye’de her ile yayılmış durumda.. Başka bir ifade ile ülkemizde otizmden etkilenen 2 milyondan fazla vatandaşımız var!

Amerikan Sağlık Bakanlığı verilerine göre, bugün dünya genelinde okul çağındaki her 88 çocuktan biri otizm teşhisi alıyor. Otizm erkek çocuklarda, kız çocuklara oranla 3-4 kat daha fazla görülüyor. Her 54 erkek çocuktan biri günümüzde otizm riski taşıyor. Dünyada son yıllarda şeker, kanser ve AIDS dahil olmak üzere bir çok hastalıktan daha fazla sayıda otizm teşhisi alınıyor. Daha da korkuncu, 10 yıl içinde iki çocuktan birinin otizmli olacağı tahminlerinde bulunuyorlar.
Bu gidişat gerçekten çok korkunç!
***
Bu rahatsızlık, beyin gelişimi ve işleyişindeki farklılıktan kaynaklanıyor. Bireyede ailesine de hayatı zehir ediyor.

Aileleri ile seyahat edemeyen, dışarıda bir yerlerde yemek yiyemeyen, bir sinemaya gidemeyen bu çocuklar, kendi yaşıtları hayatı yaşayamıyor. Çevrelerindeki insanlarla iletişim kuramıyor. Bulundukları her yerde yaşadıkları adaptasyon sorunu ile ailelerini de sürekli üzüyor.

Bilimsel olarak erken yaştaki çocuk için kanıtlanmış yoğun eğitim süresi haftada bireysel ve grup eğitimi olarak 40 saat. Oysa ülkemizde Sosyal Güvenlik kapsamında “Otizm Özel Eğitim Raporlu” çocuklar için aylık 6-12 saat olan özel eğitim süreci, dünya genelinin oldukça gerisinde kalıyor.

Ülkemizdeki Aileler, çocuklarının öğretmeninden ya da okul idaresinden gelen her telefondan korkuyorlar. Çünkü her an “Çocuğunuz okuldaki arkadaşlarıyla uyum sağlayamıyor. Onunla baş edemiyoruz” denilmesinden çekiniyorlar.
Ne kadar zor değil mi?
Bir de bu ailelerin yalnızken bile kendilerine sormaya çekindikleri bir soru var;
“Biz hayata gözlerimizi yumduktan sonra bu çocuğun hali ne olacak?”diye kara kara düşünüyorlar.
***
Muhibbi, takma adı ile şiirler yazan Kanuni Sultan Süleyman,
“Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi,

Olmaya devlet, cihanda bir nefes sıhhat gibi…” diyerek sağlığın önemine dikkat çekmişti.
Otizmli bireyler açısından Japonya’dan yakılan bir umut ışığı var.

MacMaf olarak tanımlanan yeni bir ürünün otizm tedavisinde yüzde 95 tedavi edici olduğu söyleniyor.
Bence araştırmaya da, denemeye de değer!