Depoya Konmadan Aylarca Dayanabilen Yerel Soğanlara Ne Oldu?

0
551
KABOTAJ Kurtuluş

Soğan depolarının basılması ve kamuoyuna teşhir edilerek soğan fiyatlarındaki artışın tek suçlusu olarak üretici ve depocuların gösterilmesi Türkiye’nin kendi ayağına kurşun sıkmasından başka bir şey değildir. Her türlü zorluğa karşın üreterek direnmeye çalışan tarım üreticilerinin birçok üründe uğradığı bu büyük haksızlıklar ancak üreticinin toprağa küsmesine yol açacak.

 

Hükümetin siyasi kazanımlar elde etmek uğruna hedef gösterip saldırdığı soğan depoları, aslında elmadan nara,limondan kavuna birçok ürünün muhafazası için kullanılan, kullanılması gerekenbir zorunluluk. Üreticiler ve deposular “küf hastalığı var, ürün çürüyor” diyor.

Televizyon ekranlarından Türkiye’ye izlettirilen soğan deposu baskınlarına eşlik eden yandaş basının cahilane soruları işi üreticileri ve depocuları ‘vatan haini’ilan etme noktasına vardırsa da ne üreticilerin ne de sektörün diğer temsilcilerinin sorunlarını dile getiren yok.

YANDAŞ STOKÇULAR AYRILIYOR MU?

Soğan depolarına yapılanbaskınların ardından konuştuğumuz Polatlılı ve Amasyalı üretici ve tüccarlar, yaşananların bir tiyatro olduğunu söylüyordu. Birçok depocuya göre asıl‘yandaş’ stokçular göz ardı ediliyor ve ekmeğini ranttan değil ürettiği üründenkazanma çabası içindeki üreticiler hedef gösteriliyor.

 

Türk halkının en temel tüketim maddelerinden   biri olan kuru soğanın tarladan sofraya olan yolculuğunu planlaması çok muzordur? Her kış kuru soğanda aynı sorunlar yaşanırken bu hatalardan ders çıkartıp çözüm üretmenin imkânı yok mudur? Bugün kökeni bu topraklar olan birçok üründe net ithalatçı konumuna düşürülen Türkiye’nin tarım bakanları son 10 yıldır nasıl oluyor da utanmadan tarımda Avrupa birincisiyiz diyebiliyor.

4 BİN YIL ÖNCE SOĞAN İHRAÇ EDEN ANADOLU BÖYLE EZİYET GÖRMEDİ

Soğan, Anadolu halkının en önemligıdalarından biri. Bundan 4 bin yıl önce Anadolu’dan yakın doğuya soğan ihraç ediliyordu.

SOĞANIN GEN MERKEZİNİ BİN YIL BOYUNCA TÜRKLER YÖNETTİ

Soğanın gen merkezi bugün Orta Asya olarak anılan eski Türkistan coğrafyası ve güneyindeki bölge olarak biliniyor.Bugün dünyanın önde gelen soğan üreticisi ülkeleri sıraladığımızda, Çin ve Hindistan ilk iki sırayı alıyor. Bu iki ülke dünya soğan üretiminin yaklaşık yarısını karşılıyor. Sıralamayı ABD, Mısır, İran ve Rusya’yı Türkiye izliyor.

Toplam üretimdeki payı yaklaşık yüzde 4 olan ABD’yi bir kenara koyarsanız bugün
dünyanın soğanını karşılayan ülkelerin hepsi doğu ülkeleri. Bir başka deyişle
Çin’in ve Hindistan’ın bir bölümünü de içine katarsanız bugün soğan üretimi yapılan
coğrafyayı yüzyılın başlarına kadar bin yıldır Türkler yönetiyordu.

Gazneliler, Karahanlılar,Selçuklular, Babür, Memlük, Osmanlı, Akkoyunlu, Karakoyunlu, Safevi, Avşar veKaçar (Hanedan) gibi Türk devletlerinin kontrolündeki dünyanın doğusu, Anadolu’ylabirlikte aynı zamanda büyük bir üretim merkeziydi. Örneğin Mısır’dan hububat
gelmese Roma da Konstantinapolis de aç kalırdı.

BUGÜN BİR SOĞAN BİLE TARLADAN SOFRAYA PLANLANAMIYORSA…

Bütün bu saydığımız coğrafyasoğanın dünyaya yayıldığı yerler iken nasıl oldu da bin yıl buraları yönetenTürkler bugün 80 milyonluk ülkede bir kuru soğanı tarladan sofraya planlayamaz hale geldi.

Ataları Horasan’dan, Kaşgar’dan, Herat’dan, Maveraünnehir’den,
kısacası Türkistan’dan gelip Anadolu toprağına, buğday, arpa, nohut ve soğan
ekerek, koyun ve keçi güderek bu devranı döndüren bir halkın torunları nasıl
oldu da bugün terörist muamelesi görmeye başladı?

Onion flower, unopened

YAĞMALANAN ANADOLU, ASYA’NIN ÖZETİYDİ

Stratejik önemde olan birçoktarımsal ürünün gen merkezi olan Anadolu, batılılarca Küçük Asya (Asia Minor)olarak anılıyordu.

Çünkü Anadolu’nun coğrafi konumu ve iklim tipi, bütünAsya’nın özelliklerini barındırıyordu. Bu çok büyük bir biyolojik zenginlik demekti ama aynı zamanda önemli bir bağımsızlık kaynağıydı da Anadolu ve genel olarak doğu coğrafyası son 300 yıldır kelimenin tam anlamıyla yağmalandı. Ancakbunda yağmalayan batılılar kadar bu yağmaya çanak tutan doğulu yöneticilerin depayı vardır.

Bugün laleleriyle ünlü olan Konya büyüklüğündeki Hollanda’nın lalesoğanlarını Osmanlı döneminde Anadolu’dan götürdüğü bilinir. Binlerce başkabitki türü de aynı şekilde götürülerek patentlenmiştir. Bugün birçokbelediyenin, hatta sarayın bile kullandığı bitki türlerinin kökeni doğudur,Anadolu’dur.

Hollanda Soğan Derneği, ülkedeki soğan üretiminin tarihçesini aktardığı resmi internet sitesinde, Hollanda soğanının orjininin Fırat ve Dicle bölgesi olduğu kaydediliyor…

HOLLANDA SOĞAN DERNEĞİ: ‘SOĞANIMIZ FIRAT VE DİCLE’DEN’

Hollanda’da sadece lale soğanını geliştirip satmıyor. Binlerce başka tür gibi bugün uğruna fırtınalar koparılansoğanı da hem tohum, hem de ürün olarak bütün dünyaya satıyor. Taze sebze üretetici birlikleri ve pazarlamasını yapanşirketler birleşerek 2014’te “Holland Onion Association (Hollanda SoğanDerneği” adıyla bir dernek kurdu.

Derneğin resmi internet sayfasında soğanıntarihçesiyle ilgili kısaca şu bilgilere yer veriliyor: “Bugün bilindiği kadarıyla soğan, M.Ö. 3000 yılına kadar uzanmaktadır. Fırat ve Dicle
nehirlerinin yakınındaki verimli Mezopotamya toprağı, muhtemelen Hollanda soğanımıza
ev sahipliği yapmıştı. Eski Mısırlılar da soğana aşina olmuşlardı… Soğan, 13.
Yüzyılda Romalılar tarafından Avrupa’da hızla yayıldı ve toplumun her kesiminde
popüler bir sebze ve lezzet haline geldi.”

HOLLANDA DÜNYANIN HER KITASINA SOĞAN SATIYOR

Hollanda SoğanDerneği, soğan üretiminin bu küçük ülkede aile çiftçiliğinin önemli bir parçasıve babadan oğula geçen bir üretim kültürü mirası olduğuna işaret ediyor. Bugün
Hollanda taze sebze sektörünün en büyük hacimli ürünü olduğu belirtilirken bu
üretim için ülke topraklarının yüzde 6’sı kullanılıyor. Yıllık 1.3 milyontonluk üretimin 1 milyon tonunun dünyanın her kıtasına ihraç edildiği kaydediliyor.

TÜRK SOĞAN ÜRETİCİSİ BUGÜN HOLLANDA TOHUMU KULLANIYOR

Soğanı doğudan alıp götüren ve geliştirerek bugün doğu dahil bütün dünyaya satan Hollanda,Konya kadar bir coğrafyada tarımı en büyük ekonomik girdilerden biri haline getirmeyi başarmış. Hollanda Soğan Derneği’nin resmi sitesinde yer alan ve yukarıda aktardığımız bilgilerde, bugün ürettikleri soğanın Fırat ve Dicle yakındaki verimli Mezopotamya topraklarından götürüldüğü belirtiliyor. Bir kaç gün önce konuştuğumuz Amasyalı bir soğan üreticisi, üretimde Hollanda, İtalya ve Japonya’dan ithal edilen tohumların kullanıldığını belirtti. Demek ki bir zamanlar Fırat ve Dicle vadilerinden götürülen soğanlar, götürüldükleri topraklara ‘ithal tohum’ olarak geri dönüyor. Türkiye Mezopotamya’nın bekası olan topraklardaki soğan üreticilerine bugün terörist muamelesi yapıyor,yazık!

BOZULMADAN KALAN YEREL SOĞANLAR NEREYE GİTTİ

Bugün kurusoğanda yaşanan depolama sorunu ve küf hastalığının da büyük ölçüde bu
coğrafyaya uygun olmayan ithal tohumlara bağlı olduğu söyleniyor. Anadolu’nun
yerel soğanlarının uygun saklama koşullarında aylarca bozulmadan kalabildiği,
hatta bir sonraki ekim zamanına kadar tüketildiği bilinir.

Küresel tohumtekellerinin talebi doğrultusunda ‘standart’ hale getirilen üretimin aksine
Anadolu’nun her bölgesinde genel olarak ‘güver’ ya da ‘göğer’ olarak anılan
tohumluk küçük arpacık soğanları binlerce yıldır kuşaktan kuşağa aktarılarak
bugüne kadar ulaştı

Ancak artık çarşı-pazarlarda o yüksek aromalı, göz
yaşartıcı soğanları görmek mümkün değil. Ancak kıyıda köşede köylü pazarlarında
göze çarpıyor. Yerel tohumlar konusunda izlenen politikalara bakılırsa pek
yakında o küçük, eğri büğrü ama lezeti ve besin değeriyle gerçek bir ilaç olan
yerel soğanları da bulamayacağız.

SOĞANIN ACISINI YİYEN DEĞİL, DOĞRAYAN BİLİR

Bakliyattan ete,salatadan sebze yemeklerine bütün doğu mutfağından soğanı çıkarırsanız geriye tatsız, yavan bir burukluk kalır. Edebiyattan müziğe gündelik hayatın içine
işleyen soğanın bu toplumdaki yeri sanılandan çok daha derindedir. Bugün köyköy, depo depo dolaşıp baskın şovlarıyla tarımdaki başarısızlığın üzeriniörtmek isteyen hükümet ve taşradaki idarecilere halkın ürettiği soğanla ilgilibir ata sözünü anımsatarak bitirelim: “Soğanın acısını yiyen bilmez, doğrayan bilir…”

KAYNAK: https://gazeteciyazaryusufyavuzblog.wordpress.com/2018/11/23/depoya-konmadan-aylarca-dayanabilen-yerel-soganlara-ne-oldu/