Semercioğlu Zeytin Semercioglu
Ana Sayfa Blog

Burhaniye polisi işaret dili ile “Evde kal” dedi

0

Balıkesir’in Burhaniye ilçesi emniyet müdürlüğü personeli işaret dili kullanarak çektiği video klipinde vatandaşlara “Evde kal” dedi.

Burhaniye İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde görevli polisler, çektikleri video klibinde işaret diliyle “Evde kal” çağrısı yaptı.

Çin’in Vuhan şehrinde başlayarak dünyayı etkisi altına ve Türkiye’de de görülen koronavirüs (Kovid 19) salgınına karşı alınan önlemler kapsamında vatandaşların bu süreçte evlerinden çıkmamaları istenirken polisler de vatandaşın dikkatini çekecek projeler geliştiriyor.

Normal görevlerinin yanı sıra vefa gruplarında 65 yaş ve üstü vatandaşlara hizmet götüren Burhaniye İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde görevli polisler de vatandaşların dikkatini çekmek amacıyla bir klip çekti.

 İşitme engelli vatandaşların da düşünüldüğü klipte hem sesli hem de işaret dili yöntemi kullanılarak görsel uyarılarda bulunuldu.

Klipte ayrıca fiziksel engelli Gamze Padem de ‘evde kal’ uyarısında bulundu. Klip, emniyetin sosyal medya hesaplarında yayınlandı.

“Robin Hood” bakkal versiyelerini kapattı.

0

Cumhuriyet, Gaziilyas ve Darsofa Mahallelerindeki bakkal dükkanlarına giden 65 yaşlarındaki kadın hayırsever, vatandaşların borçlarını ödeyerek ayrıldı.

23 yıldır Cumhuriyet Mahallesi’nde bakkal işleten Mehmet Alan, gazetecilereyaptığı açıklamada, “Mahallemizde zor durumda olan insanlarımız da var. Ekmeğini zor alan insanlarımız var. Bugüne kadar da böyle bir hayırsever de gelmemişti. İki gün önce Allah razı olsun bir hayırsever insanımız uğradı. Var mı veresiyesi olan ödeyemeyen diye sordu. Biz de hesapladık defterdeki alacağımızın yüzde 90’ınını ödedi gitti.” dedi.

Gelen kişiyi tanımadıklarını belirten Alan, “Yabanıymış buralı değilmiş. Allah razı olsun inşallah diğer esnaflarımıza da uğrar. Böyle insanların olması bizim için her zaman bir artı. Ablacım ben sizi burada görmedim hiç bugüne kadar dedim. Hastalık başlamadan önce Edremit’e gezmeye gelmiş, hastalık çıkıp iller arası gidip gelmeler yasaklanınca o zaman mağdur kalmış burada. O da böyle esnafları dolaşıp borcu olanların borcunu kapatıyormuş. Allah razı olsun onun gibi insanlardan. Yapılan iyi bir şey.” diye konuştu.

Bu tür olayları televizyonlarda gördüklerini anlatan Alan şöyle devam etti; “Televizyonlarda sürekli görüyorduk, izliyorduk. Arkadaşlarla sohbet ederken şakayla karışık bizlere bunlar neden hiç uğramıyor diyorduk derken o çıktı geldi. Kalbimiz temizmiş demek ki, geldi bizim de defterdeki alacaklarımızı ödedi. Darısı diğer esnaf arkadaşlarımıza. Borçlarının ödendiğinden bir kısmının haberi yok daha. Gelenlere borçlarının ödendiğini söylüyoruz. Gelen kişi borç ödemeye gelmemiş olsa bile borcunun ödendiğini söyleyerek hayırsevere duasını göndersin diye söylüyoruz., Herkes hayretler içinde kalıyor öyle bir insanın buraya geldiğini de duyunca. Duasını ediyorlar. Ellerinden gelecek bir şey yok. Seviniyorlar.”

Bakkallar Bayiler Odası Başkanı Mustafa Alparslan da bu tip hayırsever vatandaşların çıkıp bakkal borçlarını ödemelerinin hem vatandaş açısından hem de bakkal esnafı açısından çok olumlu olduğunu söyleyerek, “Allah onlardan razı olsun.” Dedi

Coşku balkonlara sığmadı…

0

Atatürk’ün 19 Mayıs 1919’da kurtuluş mücadelesi için Samsun’a çıkmasının 101’inci yıldönümünde Tüm Türkiye saat 19.19’da balkonlarından İstiklal Marşı’nı okudu.

Yeni tip koronavirüse (Kovid-19) karşı alınan tedbirler kapsamında, 19 Mayıs etkinlikleri bu yıl evlere taşındı.

19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı, yeni tip koronavirüs önlemleri çerçevesinde düzenlenen törenlerle kutlanıyor. Balıkesir’in Edremit ilçesinde vatandaşlar evlerinin balkonunda saygı duruşunda bulunup, İstiklal Marşı’nı okudu.

Balkonlar ile pencerelerini Türk bayrakları ve balonlarla süsleyen vatandaşlar, ellerinde ay yıldızlı bayraklarla İstiklal Marşı’nı hep bir ağızdan büyük bir coşkuyla seslendirdi.

İstiklal Marşı’nın ardından ellerindeki Türk bayraklarını sallayan bazı vatandaşlar, ıslık ve alkışlar eşliğinde 101. yılı kutladı.

Kimi vatandaşlar evlerinin ışıklarını kapatıp açarak görsel şölen oluştururken, kimi korna çalarak kutlamalara katıldı.

İklim Değişikliği Kanser Mücadelesini Zorlaştırıyor

0

İklim değişikliği, yüksek miktarda kanserojen madde salımına yol açan kasırga ve orman yangınları gibi hava felaketlerini sıklaştırıyor. Bununla birlikte, kanser hastalarının tedavisinin ertelenmesine sebep oluyor.

Amerikan Kanser Birliği ve Harvard Üniversitesi’den bilim insanlarının hazırladığı yeni rapora göre, iklim değişikliği kanser önleme sürecini aksatıyor ve insanların ölümcül kanserojen maddelere daha fazla maruz kalmasına sebep oluyor.

Dünya genelinde yükselen sıcaklıklar, yüksek miktarda kanserojen madde salımına yol açan  kasırga ve orman yangınları gibi hava felaketlerini sıklaştırıyor ve kanser tedavisine ulaşılmasını güçleştiriyor.

CA: A Klinik Tedavi Uzmanları için Kanser Dergisi’nde yayımlanan raporda, “Bu yüzyıl içerisinde kanser önleme süreçlerinin geleceği parlak ancak iklim değişikliği bu sürece büyük bir tehdit oluşturuyor” ifadeleri yer aldı.

Örneğin, Ağustos 2017’de Teksas ve Louisiana’da başlayan Harvey kasırgası felaket seviyede taşkınlara yol açtı ve ülkenin dördüncü büyük şehri olan Houston’da ölümcül kanserojen maddelerin salımına sebep oldu.

Araştırmacılara göre, Harvey’den sonra saptanan kanserojenlerin bazılarının etkisi 50 yıla kadar sürebiliyor. Havada bulunan yüksek yoğunluklu kimyasallar sonucu, Houston’ın bazı bölgelerindeki çocuklarda görülen lösemi miktarında artış gözlemlendi.

İklim değişikliği ABD’de aynı zamanda daha uzun süren yıkıcı orman yangınlarını tetikledi. Bu yangınlardan salınan kirleticiler aylarca havada asılı kalıyor.

Kaliforniya 2018 yılında en ölümcül ve yıkıcı orman yangını sezonunu yaşadı. 8.527 yangın neredeyse 2 milyon arazi dönümünü yakıp kül etti. Dumanlar New England’a kadar taşındı ve San Francisco Körfez Bölgesi’ndeki hava kirliliği dünyadaki en yüksek seviyeyi buldu.

Aşırı hava olayları aynı zamanda kanseri yenme oranlarını da düşürüyor.

Bir araştırmaya göre, tedavileri esnasında kasırga duyurusu yapılan kanser hastalarının %19’unun ölüm riski arttı çünkü tedavilerine düzenli olarak devam edememeye başladılar.

Araştırma yazarları, “Kasırgaların kanser tedavisine erişimi etkilemesi, hastalar için bir ölüm kalım meselesi” ifadesini kullandı.

2018 yılında Puerto Rico’yu vuran Maria kasırgası yüzünden hayat kurtaran IV sıvı torbalarının tedarikini sağlayan bazı fabrikalar kapatılmıştı ve bu da ülke çapındaki kanser tesislerinde malzeme yetersizliğine sebep olmuştu.

Kanser, küresel olarak en yaygın ikinci ölüm sebebi. Araştırmacılara göre bu yıl 10 milyon kişi kanser yüzünden hayatını kaybedecek.

Bazı kanser tedavi merkezleri, gelecekteki sel olaylarına direnç kazanmak için planlar hazırlayarak iklim tehditlerine uyum sağlamayı deniyor.

Seragazı emisyonlarını düşürerek sarf edilen iklim değişikliğini azaltma çabaları, genel olarak kanserin önlenmesine yardımcı olabilir.

Bilim insanları; yenilenebilir enerji kullanımının artırılması, sürdürülebilir imalat ve kırmızı ve işlenmiş etlerin daha az tüketilmesi gibi çözümlerin uygulanmasını tavsiye ediyor.

Amerikan Kanser Birliği araştırmacısı ve aynı zamanda rapor yazarlarından Leticia Nogueira, “İklim değişikliği gelecekte deneyimlenecek bir tehdit değil. Günümüzde kanser sonuçlarını etkiliyor ve bu konuda alabileceğimiz önlemler mevcut” şeklinde konuştu.

KAYNAK : https://www.iklimhaber.org/iklim-degisikligi-kanser-mucadelesini-zorlastiriyor/Çeviri: Çisil Sevinç

HABER : BÜLENT ÖZGEN

Alamos Gold Kazdağları’ndan Tahliye Edilsin!

0

Son dönemde Kazdağları’nda Alamosgold (Doğu Biga Madencilik)’un Kirazli Altın Madeni Projesi’ne karşı nöbet tutan yaşam savunucularına verilen cezaların iptal edilmesi, Kazdağları ve diğer bölgelerdeki altın madeni projelerinin iptali, Alamosgold’un tahliyesi ve alanın rehabilitasyonu, siyanürlü altın madenciliğinin yasaklanması konularındaki 209 imzalı açık mektubumuz aşağıda yer almaktadır.

Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneğinin Açık Mektubudur.

Ülkemizin birçok bölgesinde olduğu gibi, Kazdağları, özellikle altın madenciliği projelerinin tehdidi altındadır. Bölgenin neredeyse her yanı ruhsatlandırılmış, yerli ve yabancı şirketlere satılmış durumdadır. Halihazırda TÜMAD Holding Lapseki’de üretime başlamıştır.

Daha sonraki en ileri aşamadaki proje ise yerli taşeronu Doğu Biga Madencilik olan Alamos Gold’a ait Kirazlı Altın Madeni Projesi’dir. Alamos Gold’un yine Kazdağları’nda Ağı Dağı ve Çamyurt projeleri bulunmaktadır. Gelen tepkiler üzerine Çamyurt projesi şimdilik geri çekilmiştir. Bu projeler dışında daha onlarca proje bulunmaktadır. Cengiz Holding’e satılan Halilağa Projesi ile ilgili olarak da civar köylerde çeşitli gelişmelerin olduğu gözlemlenmektedir.

Bilindiği gibi 2019’un ikinci yarısında Kirazlı Altın Madeni Projesi için Tarım ve Orman Bakanlığı marifetiyle 347 bin 815 ağacın kesilme görüntülerinin kamuoyuna yansıması sonucu gelişen tepkiler ülke çapına yayılmıştı. Kazdağları’nın savunusu için başlatılan çadırlı nöbet ise, 300 gündür Çanakkale’de Kirazlı Balaban mevkiinde sürdürülmektedir. Şirketin çalışmalarının gözlenmesi ve olası orman katliamının engellenmesi için sürdürülen çadırlı nöbet eylemine karşı itibarsızlaştırma girişimleri olmuş ve ormanda “yasal olmayan konaklama” iddiasıyla defalarca para cezaları kesilmiştir.

Son aşamada da Kovid-19 bahanesiyle İl Hıfzıssıhha Kurulu kararına dayanarak alanın tahliyesi istenmiştir. Bu karara Çanakkale’deki STK’lar ve alanda bulunanlar itirazlarını yapmış ve tahliye kararının mesnetsiz olduğunu belirtilerek alanda kalınmaya devam edileceği ifade edilmiş, buna rağmen nöbettekilere toplam 57 bin 240 liralık idari para cezası kesilmiştir. Alanı tahliye etmesi gerekenler yaşam savunucuları değil, ruhsatı 13 Ekim 2019 tarihinde dolduğu ve yenilenmediği halde Kirazlı’yı işgal etmeye devam eden Alamos Gold’dur.

İçinde bulunduğumuz Kovid-19 süreci bizlere doğanın korunmasının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha göstermiştir. Altın madenciliği, termik santrallar ve son zamanlarda her tarafa yayıldığı görülen RES’ler Kazdağları’nın sonunu getirecektir.

Biz aşağıda imzası bulunanlar, tüm kamuoyuna sesleniyor, ilgili bakanlıkları, tüm milletvekillerini ve Çanakkale’deki tüm idari birimleri göreve çağırıyoruz:

1.            Kazdağları’ndaki tüm altın madenciliği projelerinden acilen vazgeçilmeli, tüm ruhsatlar ve tahsisler iptal edilmelidir.

2.            Maden Yasası ve Yönetmeliği çevre ve ekoloji örgütleri, ilgili odaların ve baroların katılımıyla açık, demokratik katılımcı bir şekilde yeniden düzenlenmelidir. Altın madenlerinde kullanılan siyanürlü liç yöntemi, halk sağlığına bir tehdit oluşturduğu için yasaklanmalıdır.

3.            Alamos Gold (Doğu Biga Madencilik), Çanakkale Kirazlı’dan acilen tahliye edilmeli, şirketin tüm projeleri iptal edilmelidir.

4.            Benzer projelerle başka şirketlerinin Kirazlı’ya göz dikmemesi ve ekosistemin tahribatının giderilebilmesi için Kirazlı Altın Madeni Projesi nedeniyle traşlanmış olan alan ekolojik yöntemlerle rehabilite edilmelidir.

5.            Kirazlı ve çevresinde ve Kazdağları’nın diğer bölgelerinde ihtiyaç duyulan su, yol, gölet gibi alt yapı düzenlemeleri maden şirketleri eliyle değil, kamu eliyle yerine getirilmelidir. Kumarlar Köyü’nün su kaynakları ve meraları köylüye bırakılmalıdır.

6.            Yöre halkının iş ve istihdam talebi, maden şirketleri üzerinden değil, yöreye uygun, ekolojik tarımı ve turizmi önceleyen projeler üzerinden kamu tarafından karşılanmalı, bölgede tarımsal üretim kooperatifleri özendirilmeli ve desteklenmelidir.

7.            Yaşam savunucularına kesilen tüm cezalar iptal edilmelidir. 

Bilinmelidir ki; Kazdağları’nı korumaya ve savunmaya devam edeceğiz. Onlar ormandan gidene kadar Kirazlı’yı terk etmeyeceğiz. Kovid-19 krizinin fırsata dönüştürülmesine izin vermeyeceğiz.

Bir kez daha yineliyoruz:

“Alamos Gold Kazdağları’ndan Acilen Tahliye Edilsin”.  #KazdağlarıHepimizin , #KazdağlarıEvim

HABER : BÜLENT ÖZGEN

Denizlerdeki mikroplastik kirliliği sanılanın iki katı olabilir

0

Mikroplastik atıkların fazlalığı bu büyüklükteki atıkların zooplanktonlar tarafından tüketilebileceğini ortaya koyduğu için de endişe verici.

Birleşik Krallık ve ABD kıyılarında araştırma yapan bilim insanlarının yaptığı bir çalışma, denizlerdeki plastik kirliliğinin boyutlarının sanılandan çok daha vahim olduğunu ortaya koydu.

Guardian’dan Damian Carrington‘ın haberine göre, araştırmacılar bu kez benzer çalışmalarda daha önce kullanılan ağlara göre daha sık aralıklı bir ağ kullandı. Bunun sonucunda öncekilere nazaran çok daha fazla mikroplastik atık ağa takıldı.

Araştırmada 100 (0.1 milimetre), 333 (normalde benzer araştırmalarda kullanılan ağlar) ve 500 mikron büyüklüğünde gözleri olan ağlar kullanıldı. Sonuç olarak en sık gözlü ağda, normalde kullanılan ağlarda bulunandan 2.5 kat daha fazla mikroplastik atık bulundu. Neticede tespit edilen küçük partiküllerin de yüzeydeki plastik miktarına ilişkin yapılan küresel tahminlere eklenmesiyle birlikte varsayılan aralığın 5 ile 50 ton partikülden 12 ile 125 ton partiküle çıktığı görüldü.

Atık sayısı zooplanktonları geçmiş

Mikroplastik atıkların bu kadar fazla olması, yalnızca denizlerin kirliliğinin iki katı olduğunu gösterdiği için değil bu büyüklükteki atıkların zooplanktonlar tarafından tüketilebileceğini ortaya koyduğu için de endişe verici.

Zooplanktonlar, sualtı besin zincirinde önemli bir halka, bu canlı aynı zamanda küresel iklimin düzenlenmesinde de önemli rol oynuyor. Ancak yeni verilere göre, bazı bölgelerde, su altındaki mikroplastik maddelerin sayısı zooplanktonların sayısını dahi geçmiş olabilir.

Kuşlar günde ortalama 200 parça plastik yiyor

Yapılan bir başka güncel çalışma ise nehirlerdeki mikroplastik kirliliğinin nasıl suda yaşayan böceklerle beslenen kuşlar üzerinden besin zincirine girdiğini ortaya koydu. Çalışmaya göre, kuşlar, günde ortalama 200 parça plastik atık yiyor.

Mikroplastik atıklar nehirlerden okyanuslara, suları da toprağı da kirletiyor, insanlar tarafından solunması ise, boyutu henüz tam olarak belirlenemeyen sağlık sorunlarına yol açıyor.

‘Bunu hayal bile edemezdim’

Aynı çalışma dere kuşlarının binlerce plastiği yuvalarına taşıyarak yavrularını beslediğini ortaya koydu. Cardiff Üniversitesi‘nden Profesör Steve Ormerod, konuyla ilgili şöyle söylüyor:

Neredeyse 40 yıldır nehirler ve dere kuşları üzerinde çalışıyorum. Bir gün, yaptığımız çalışmanın bu harikulade kuşların plastik nedeniyle risk altında olduğunu ortaya çıkaracağını hayal bile edemezdim. Bu bizim için, kirlenmenin boyutunu ortaya koyan bir gösterge oldu.

Dere kuşları, dünyada dalabilen ve nehirdeki böceklerle beslenebilen tek ötücü kuş türü, ancak bu harika adaptasyon yeteneği, aynı zamanda da onun kirlilikten kaçamamasının bir nedenİ

Kirliliğin kuşların sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerinin boyutu henüz tam anlamıyla anlaşılmış değil. Ancak Ormerod’a göre mikroplastiklerin, derekuşlarını ve sudaki organizmaları etkileyen kirliliğin yanına eklenmesiyle elde edilecek bilgiler, sorunun çözümüne ışık tutabilir.

KAYNAK : https://yesilgazete.org/blog/2020/05/22/yeni-arastirma-denizlerdeki-mikro-plastik-kirliligi-sanilanin-iki-kati-olabilir/

HABER : BÜLENT ÖZGEN

BAŞKAN UMUTLU VATANDAŞLARIN RAMAZAN BAYRAMINI KUTLADI

0

AK Parti Edremit İlçe Başkanı Ekrem Umutlu Ramazan Bayramı dolayısıyla açıklamada bulunarak, Edremit’li vatandaşların Ramazan Bayramını kutladı.

Başkan Ekrem Umutlu, zor günlerden geçtiğimiz bu süreçte birlik ve beraberlik vurgusu yaptı.
Ramazan bayramının kardeşlik duygularının geliştiği, kültür ve inanç değerlerinin güç kazandığı özel günler olduğunu belirten Başkan Umutlu, “Bayramlar, milli ve dini duyguların, inançların, örf ve adetlerin uygulanıp sergilendiği, bir toplumda millet olma şuurunun şekillendiği, kuvvetlendiği günlerdir. Bu duygu ve düşüncelerle, bütün vatandaşlarımızın ve İslâm Âlemi’nin Ramazan Bayramını kutluyorum. Ramazan Bayramın vatandaşlarımıza, tüm İslam âlemine ve bütün insanlığa huzur, barış ve saadetler getirmesini Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum” dedi.

Sürdürülebilir tarım nehirleri temizliyor

0

Yeni bilimsel bulgular Küba nehirlerinin Mississippi Nehri’nden daha temiz olduğunu ortaya koyuyor.Küba ve ABD’nin ortak çalışması, adanın nehirlerinin su kalitesine odaklanan Küba’nın hidrolojisi üzerine yapılan bir çalışmanın bir parçasıydı.

Araştırma sonuçları, yüzyıllardır yapılan sığır ve şeker kamışı yetiştiriciliğine rağmen, sürdürülebilir tarım yöntemleri sayesinde Küba’nın nehirlerine çok fazla zarar gelmediğini ortaya koyuyor.

Mississippi Nehri ile karşılaştırıldığında, incelenen 25 Küba nehri, fosfor ve azot kirliliği açısından daha düşük besin konsantrasyonu gösterdi. Bu muhtemelen Küba’nın sürdürülebilir tarıma kayması, özellikle de ülkenin ithal sentetik kimyasallardan kaçmasıyla ilişkilendiriliyor.

Jeolog ve araştırmacı Paul Bierman, “Küba’nın koruma tarımına geçişinin değeri hakkında birçok hikaye belirsiz, iyi hissettiren kanıtlara dayanıyor” dedi. “Bu çalışma, bu hikayenin önemli bir bölümünün doğru olduğuna somut veriler sunuyor.”

Buna karşın, ABD kimyasal gübrelere daha fazla bağımlıdır.

Bu nedenle, Mississippi Nehri’nin ağzının Meksika Körfezi’ne açıldığı yerde, yüksek azot seviyelerinin neden olduğu tehlikeli bakteri ve yosunların çoğalarak bölgenin deniz ekosistemlerini olumsuz etkilediği ölü bölgeler ortaya çıkar.   

Bir başka ilginç bulgu, Küba nehir örneklerinin %80’inden fazlasında E. coli bakterisi (koli basili) olmasına rağmen, kaynağın nehir kıyısı boyunca otlayan sığırlar ve atlar tarafından bırakılan dışkıdan olduğu bulunmuştur.

Araştırma ekibi bunun kısmen “Küba’nın atların ve diğer koşum hayvanlarının ulaşım ve çiftlik işleri için yoğun kullanımına” atfedildiğine inanıyor.

Araştırmacılar, ada ülkesinin hem toprağını hem de suyunu iyileştirmek için daha sürdürülebilir tarımı teşvik etmeye kararlı olduğu sonucuna vardı. Çabalar umut verici sonuçlar doğurdu.
Amerikan ekibi, Vermont Üniversitesi’nden jeolog Paul Bierman ve Oberlin College’den yer bilimci Amanda Schmidt’ten oluşuyordu. Küba ekibine, ekolojik araştırma grubu Cienfuegos Çevre Araştırmaları Merkezi’ni temsil eden Rita Hernández başkanlık etti. ABD Ulusal Bilim Vakfı tarafından desteklenen ortak araştırmaları, kısa bir süre önce GSA Today Amerika Jeoloji Derneği dergisinde yayınlandı.

Hernández, “Bu araştırma Küba halkına yardımcı olabilir ve dünyadaki diğer insanlara iyi bir örnek verebilir ” dedi.

KAYNAK : https://gazetekorfez.net/wp-admin/post-new.php

HABER : BÜLENT ÖZGEN

Edremit Belediyesi Sabahattin Ali’nin evini de anılarını da yıktı!

0

Edremit Belediyesi Sabahattin Ali’nin evini yıktı!

Bu nasıl restoraston?

Halk TV’de 19 Mayıs için yaptığı programda Sabahattin Ali için yine aynı büyük önemde bir yer ayırdı. Edremit Belediye Başkanı Selman Hasan Arslan’ın programa gönderdiği mesaj ise Edremit’i yine bir büyük bir yanlışla gündeme getirdi.

Arslan, programa attığı mesajda, milyonların önünde, “Edremit’te yaşayan Sabahattin Ali’nin evine, Edremit belediyesi olarak aldık ve restore ettik. İlçemizin kültür mirasına kazandırdık. Sabahattin Ali’nin hayatından Edremit’in ayrı bir yeri vardır” dedi.

Sabahattin Ali’nin evini yıktı!!!

Geçtiğimiz dönem Edremit Belediyesine kazandırılan Sabahattin Ali’nin Edremit Bayramyeri mevkiinde bulunan evi, Edremit Belediyesi tarafından yıkıldı. Yıkılan ev ise alelacele tekrar yapıldı. Evin duvarlarından, tarihi dokusuna kadar her şey yok olurken, yapılan uygulama ise tepki çekti.

Kamil Saka dönemi bitti, Edremit’e bakın!

Vatandaşların bu konulardaki en büyük tepkisi ise, eski dönemde yapılan çalışmaları ve hizmetlerin silinmeye çalışılması. Birçok proje değiştirilerek, izler silinmeye çalışılıyor. Edremit’te Kamil Saka döneminin geçtiği vatandaşlar tarafından hatırlatılırken, aşırı partizanlık ve kişisel hırslar ile Edremit CHP’ye de büyük zarar verildiğine dikkat çekiliyor.

HALK TV’de bu yalana ortak oldu!

Halk TV’de yayınlanan 19 Mayıs programı da bu provokeye alet olmuş oldu. Yıkılan evin restore edilmiş gibi gösterildiği program, açık şekilde halkı kandırıcı olarak kayıtlara geçti.

Nesli tehlike altında olan vatoz Gökçeada’da görüntülendi

0

Uzunluğu 2 metreye yaklaşan ve görünümüyle uçan bir yarasayı andıran “şeytan mantası”, kılıç balığı avlamak için adanın açıklarında dalış yapan Selim Konya ve ekibinin objektifine yansıdı.

Nesli tehlike altında olan vatoz Gökçeada'da görüntülendi

Uzunluğu 2 metreye yaklaşan ve görünümüyle uçan bir yarasayı andıran “şeytan mantası”, kılıç balığı avlamak için adanın açıklarında dalış yapan Selim Konya ve ekibinin objektifine yansıdı.

Çanakkale’nin Gökçeada ilçesinde dalgıçlar, halk arasında “şeytan mantası” olarak bilinen ve görünümüyle uçan bir yarasayı andıran “mobula mobular” türü vatozu görüntüledi.Ekibiyle kılıç balığı avı için Kaleköy Limanı’na 5 mil açıkta dalış yapan Selim Konya, yaklaşık 500 metre derinlikte “şeytan mantası” görerek kayda aldı.

Nesli tehlike altında olan dev vatoz Gökçeada’da görüntülendi

Adadaki bir dalış merkezinin yöneticiliğini yürüten Konya, Gökçeada’nın deniz canlılığı konusunda çok önemli bir bölge olduğunu söyledi. Nisan ve mayıs aylarında Gökçeada açıklarında kılıç balığı avına çıktıklarını belirten Selim Konya, şöyle devam etti: “Bazen açık denizde farklı türdeki deniz canlılarıyla karşılaşabiliyoruz. Bu türleri gördüğümüz zaman da seviniyoruz. Geçen yıl da buna benzer bir türle karşılaşmıştık. Bu sene gördüğümüz de halk arasında ‘şeytan mantası’ olarak bilinen bir tür. Yaklaşık 2 metre büyüklüğünde bir canlıydı. Bu canlıları gördüğümüzde hemen kayıt altına alıyoruz. Bunlar bizi mutlu ediyor.”

Konya, bu canlıların bölgeye beslenmek için geldiğini, kılıç balığının da aynı amaçla orada olduğunu dile getirdi.

Yaptıkları araştırmalarda, “şeytan mantasının” nesli tükenme tehlikesi bulunan bir tür olduğunu öğrendiklerini aktaran Konya, “Buna benzer türleri belgesellerde sürü halinde çok izledik ancak bu bölgede tek tek rastlayabilmek güzel. Tabii bunlara herkes denk gelemiyor, şanslı balıkçılar olarak bizlere denk geliyor diyebilirim. Bu konuda gerçekten şanslıyız.” dedi.

Selim Konya, bir hafta önce de bir fok balığına rastladıklarını sözlerine ekledi.

“Koruma altındaki bir manta türüdür”

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi Deniz Biyolojisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sezginer Tunçer ise bu canlıların korunma altındaki kıkırdaklı balık türlerinden olduğunu bildirdi. Latince ismi “mobula mobular” olan bu balıkların avlanmasının yasak olduğunu, Türk dalgıç ve balıkçıların bu konuda hassas davrandığını vurgulayan Tunçer, “Maalesef daha önceki yıllarda bu türdeki deniz canlılarına yönelik adeta bir katliam yapıldığını görmekteyiz. Bu çok acı. Benzer görüntülerin tekrarlanmamasını umut ediyoruz. Denizdeki bu canlılığı koruma altında tutmalıyız.” ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Tunçer, mevsimsel koşullar gereği bugünlerde bölgede güneyden kuzeye balık göçü yaşandığını belirtti. Gökçeada açıklarında manta görülmesini göç olayına bağlayan Tunçer, şunları kaydetti: “Mantaların bu kadar kuzeyde görülmesi ilk defa oluyor diyebiliriz. Mobula mobular, ticari bir balık türü değildir. Bunlar denizlerimizin ve biyolojik zenginliğimizin birer parçası. Ayrıca ÇOMÜ Deniz Müzesi’nde bir tanesini sergiliyoruz. Konuklarımıza bu türlerin korunması gerektiği hakkında da bilgi veriyoruz. Bu balık planktonla beslenen bir canlı. Yüzeyde gezen, dişleri olmayan kıkırdaklı bir tür. Gökçeada’da görüntülenen tür genç bir tür. Yaklaşık 90 kilogram ağırlığında olduğunu tahmin ediyoruz. Ergin boyda olanları 150 kilogram ağırlığa ulaşabilmekte.”

KAYNAK : https://www.denizhaber.net/nesli-tehlike-altinda-olan-vatoz-gokceadada-goruntulendi-haber-95099.htm

HABER : BÜLENT ÖZGEN

Edremit Ticaret Odası Başkanı Coşkun Salon, kazada yaralandı

0

Alınan bilgiye göre Çanakkale İzmir kara yolunda meydana gelen kazada Salon, yönetimindeki 10 KK 003 plakalı odaya ait resmi minibüs ile yolun sağ şeridinde park halindeki Ziyarettin Sevinç’in kullandığı 10 Z 5376 plakalı kamyona arkadan çarptı.

Kullandığı minibüste sıkışan oda başkanı Salon, Edremit İtfaiyesi Grup Amirliği ekiplerince bulunduğu yerden çıkarıldı.

112 ambulansı ile ilçedeki bir özel hastaneye kaldırılan Coşkun Salon’un bacaklarında kırıklar meydana geldiği ve sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.