Halk sağlığında doğru bilinen yanlışlar

- UÜ Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Pala: "Ayakta su içmek sağlık değil, balık ile yoğurt zehirler, vitamin meyvenin kabuğundadır, terliyken su içme hasta olursun gibi halk arasında doğru bilinen ama yanlış olan birçok mit var" - "Ayaktayken su içmek sağlık açısından olumsuz sonuçlar doğurur inanışının bilimsel hiçbir değeri yok" - "Bir meyvenin tüm vitamininin kabuğunda bulunduğu anlayışı hiç doğru değil. Bazı meyvelerin kabuğunda ağırlıklı olarak vitamin olabilir bazılarının ise içeriğinde" - "Taze balık ve yoğurdu birlikte tüketmek hiçbir sağlık problemine yol açmaz ve besin zehirlenmesine de neden olmaz"

0
917
KABOTAJ Kurtuluş

Uludağ Üniversitesi (UÜ) Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Kayıhan Pala, halk arasında beslenme ve sağlıkla ilgili doğru olduğu düşünülen çok sayıda yanlış bilgi olduğuna dikkati çekerek, bunların büyük bölümünün yaygın kanının aksine tıbbi ve bilimsel bir dayanağının bulunmadığını söyledi.

Pala, yaptığı açıklamada, ülke genelinde halk sağlığı konusunda yaygın olarak bilinen bazı mitler bulunduğunu belirterek, bunların bir bölümünün geçmişten bugüne kulaktan kulağa aktarılarak ulaşmış, bazılarının da uzmanlık alanı olmayanların yaptığı açıklamalarla toplumda yer edinmiş bilgiler olduğunu ifade etti.

Ayakta su içmek sağlık değil, balık ile yoğurt zehirler, vitamin meyvenin kabuğundadır, terliyken su içme hasta olursun gibi halk arasında doğru bilinen ama yanlış olan birçok mit bulunduğunu dile getiren Pala, şöyle konuştu:

“Halk arasında sıklıkla, ‘soğuk su içme hasta olursun, soğukta fazla bulunma hastalanırsın ya da terliyken çok soğuk su tüketme hastalanırsın’ gibi tıbbi mitler var. Bu düşünceler tamamen yanlış. Öncelikle hava sıcaklığı ya da soğukluğu, hastalık nedeni değildir, hastalığa yol açan ana etmen mikroskobik organizmalardır ancak hava ve ortam sıcaklığı kişinin hastalığa yakalanmasını kolaylaştırabilir. Örneğin soğuk havalarda direnci düşen bireylerde hastalık etmenleri daha kolay hastalık yapar. İnsanlar ortamda var olan etmenlerin etkisi nedeniyle hastalanırlar, yoksa soğuk su içtin hastalanırsın yaklaşımı doğru değil, dolayısıyla soğuk ortamda bulunmak doğrudan hastalık nedeni değil.”

– ”Ayaktayken su içmek”

Ayakta su içmenin sağlık açısından zararlı olduğuna da inanıldığını belirten Pala, şunları kaydetti:

”Bu inanışa göre su, mideye gitmeden doğrudan 12 parmak bağırsağına gidiyormuş. Bu yüzden mide asitleriyle karşılaşmıyor ve suyun içindeki mikroplar ölmüyormuş. Bu inanış baştan aşağı yanlış. Birincisi suyun yutulduktan sonra mideye gitmeden doğrudan bağırsaklara gitmesi kesinlikle söz konusu değil. İkincisi, su midedeki asitle karşılaşmıyor ve içindeki bakteriler ölmüyor düşüncesi de hiç doğru değil çünkü, şehir suyunun içinde niye bakteri olsun biz zaten temiz su içiyoruz. Sonuç olarak, ayaktayken su içmek sağlık açısından olumsuz sonuçlar doğurur inanışının bilimsel hiçbir değeri yok.”

– “Vitamin meyvenin kabuğunda”

Pala, meyvelerin asıl vitaminlerinin kabuğunda olduğu tezinin de her zaman doğru olmadığını vurgulayarak, ”Bir meyvenin tüm vitamininin kabuğunda bulunduğu anlayışı hiç doğru değil. Bazı meyvelerin kabuğunda ağırlıklı vitamin olabilir bazılarının ise içeriğinde.” ifadesini kullandı.

– ”Taze balık ve yoğurt zehirlemez”

Pala, zehirleyeceği endişesiyle birçok yerde balık ile yoğurdun birlikte tüketilmediğine dikkati çekerek, “Taze balık ve yoğurdu birlikte tüketmek hiçbir sağlık problemine yol açmaz ve besin zehirlenmesine de neden olmaz. Besin zehirlenmesi, zararlı bakterilerin ürediği kirlenmiş yiyeceklerin tüketilmesi sonucunda oluşur.” dedi.

– “Hapşırınca kalp durmaz”

“Günde mutlaka 2 litre su için” yaklaşımının da doğru olmadığını belirten Pala, şöyle devam etti:

“Kişinin günlük su ihtiyacı vücudunun kullandığı enerji miktarına göre değişir. Kişinin az su tüketmesi sağlığı için zararlıdır fakat gereğinden fazla su tüketmesi de sağlığı için zararlı olabilir. Bu konuda Türk Nefroloji Derneği’nin bilimsel açıklamaları var. Herkese aynı yaklaşımla günde 2 litre su için tavsiyesi tıbbi olarak doğru değil. Herkesin vücudunun özellikleri, günlük enerji tüketimi ile yaşı ve cinsiyetine göre su içmesi daha uygundur. Bu noktada günlük içilmesi gereken su miktarı kişinin yapısına, bünyesine spor yapıp yapmasına göre farklılıklar barındırır ki, gün içinde çok terleyen bir insanın 3 litre su içmesi gerekirken fazla aktivitede bulunmayan birisinin de 2 litre su içmesi yeterli olabilir. Halkın büyük bölümünün doğru sandığı bir tıbbi mit de hapşırınca kalbin anlık durduğu önermesidir. Bu da tamamen yanlış, hapşırınca hiçbir vücut organı ya da sistemi kesinlikle durmaz.”

Sağlıklı besinler tanımının kişiden kişiye göre de değiştiğini aktaran Pala, herhangi bir besin maddesinin herkeste aynı etkiyi oluşturmayacağını söyledi.

Yaşam biçimi, kültür ,cinsiyet, yaş, beden kitle endeksi, hobiler gibi herkesin birbirinden farklı olduğunu dile getiren Pala, “Bu yüzden bir gıdanın tüketimi bir kişi için faydalı olabilirken başka bir kişi için aynı oranda faydalı olmayabilir.” ifadesini kullandı.

– ”Yalan söyleyenleri hıçkırık tutmaz”

Pala, Anadolu’da bazı yerlerde aşırı yalan söyleyenleri hıçkırık tuttuğuna dair bilim dışı bir kanının olduğuna da dikkati çekerek, “Kesinlikle doğru değil. Hıçkırık, diyaframın istemsiz olarak aniden kasılmasıdır. Yani beyin diyaframı hızla kasar ve bu da zaman zaman hıçkırığa neden olabilir. Ayrıca asitli içecekler, aşırı alkol, acı ve baharatlı gıdaların tüketimi, aşırı ilaç kullanımı, hazımsızlık da hıçkırık nedenlerindendir. Yoksa yalan söylemekle hıçkırık arasında hiçbir ilişki kurulamaz.” diye konuştu.