İklim krizi su kaynaklarını tehdit ediyor

0
103
Yüksek Ziraat Mühendisi Zerrin Çelik’le iklim krizine bağlı yaşanan sıcaklık artışını, kuraklık riskini ve krizin tarım ve gıda üretimine yansımasını konuştuk.
Zerrin Çelik

Zerrin Çelik | Fotoğraf: Ramis Sağlam / Evrensel

Dünyanın ve Türkiye’nin birçok bölgesinde artan kuraklık, buna bağlı olarak da su kıtlığı ve tarıma olan etkilerini Yüksek Ziraat Mühendisi Zerrin Çelik’le konuştuk. Toprak ve bitki besleme, sulama ve iklim değişikliği konularında araştırmaların yürütüldüğü Uluslararası Tarımsal Araştırma ve Eğitim Merkezinin Tarım Ekonomisi Bölümünde araştırmacı olan Çelik, aynı zamanda Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu üyeliği ve Tarım Ekonomisi Derneği Denetleme Kurulu üyeliği görevini de sürdürüyor.

İklim krizine bağlı olarak son dönemde yağışların mevsim ortalamasının altında seyretmesi kuraklık tehlikesinin arttığını gösteriyor. Yağışların iklim değişikliğiyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Çelik, “Yaz sıcaklıklarının artması, kış yağışlarının azalması, daha sık yaşanan kuraklıklar, toprağın bozulması, erozyon, taşkın ve su baskınları gibi etkiler doğrudan su kaynaklarını tehdit etmektedir” dedi.

‘SU GÜVENCEMİZE YÖNELİK TEHLİKELER HER GEÇEN GÜN ARTIYOR’

Su açısından dünyanın yarı-kurak bir bölgesinde bulunan Türkiye’nin yağış rejimi, mevsimlere ve bölgelere göre büyük farklılıklar göstermeye başladı. Tarım alanlarının yüzde 69’unda yağışa bağlı üretimin gerçekleştirildiğine dikkat çeken Çelik, yağışın az ya da çok olmasının tarımsal üretimi olumsuz yönde etkilediğini söyledi. Araştırma sonuçları, yaz ve bahar aylarında Türkiye’nin büyük bir bölümünde su miktarının kısıtlı kalacağını, yağış ve buharlaşma-terleme arasındaki dengenin değişeceğini gösteriyor.

Çelik, “Barajların doluluk oranları, göletlerde, akarsu ve derelerde karşılaşılan kurumalara neden oluyor. Aşırı yağışlar nedeniyle sel ve taşkınlar meydana geliyor. Bu da akarsu ve derelerde kirliliğe neden oluyor. Buna karşın, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de suya olan talep ve maliyet artıyor. Bazı bölgelerde suya olan ihtiyaç, kaynakların potansiyelini aşıyor. Su güvencemize yönelik tehlikeler her geçen gün artıyor” diye konuştu.

‘SU KAYNAKLARI TÜKENİYOR’

Çelik, son yıllarda gübre kullanımının ve dekara kullanılan saf madde dozunun artması, tarım arazilerinde toprak ve su kaynaklarının bozulmasına ve kuraklığa karşı hassasiyeti artırdığını söyledi. Uygun olmayan sulama yöntemlerinin kullanıldığına dikkat çeken Çelik, “Su ihtiyacı yüksek olan ürünlerin, su kaynakları açısından uygun olmayan yerlerde yetiştiriciliğinin yaygınlaşması ve dolayısıyla su tüketiminin artmasına neden olan politikalar, su kaynaklarının tükenmesi açısından tehlikeleri artırmaktadır” diye konuştu.

İklim krizinin tarım ürünleri ve gıda üretimine erişimi olumsuz etkilediğini iddia eden Çelik, bu etkilerin, teknik olduğu kadar ekonomik, politik ve sosyal özelliklere sahip olduğunu dile getirdi.

TARIM VE GIDADA KRİZ

İklim değişikliğinin tarım ve gıda güvencesi açısından en kırılgan olgular olduğunu söyleyen Çelik, şu ana kadar yaşananları “kriz” olarak nitelendiriyor. İklim krizinden etkilenen yağış rejimleri ile hidrolojik döngüsüne olan etkisini, tarıma olan yansımalarının iç içe geçtiğini ifade eden Çelik, “Tarımsal uygulamalar iklim değişikliğine neden olan sera gazlarının ortalama yüzde 10-12’sinden sorumludur. Tarımın en fazla sorumlu olduğu sera gazları, nitröz oksit ve metandır. Bu gazların salımına neden olan tarımsal faaliyetler ise; sentetik kimyasal gübrelerin kullanımı, büyükbaş hayvancılık ve aşırı toprak işlemedir” dedi.

Tarım, orman, mera ve sulak alanlarında yapılan hatalı uygulamaların iklim üzerinde olumsuz etkilere neden olduğuna vurgu yapan Çelik, en önemli sorunlardan birinin tarım topraklarının amaç dışı kullanımı olduğunu söyledi. Toprak kayıplarının yaklaşık yüzde 39’unun tarım alanlarında, yüzde 4’ünün orman alanlarında ve yüzde 54’ünün de mera alanlarında meydana geldiğini hatırlatan Çelik, “Aşırı ve kontrolsüz miktarda pestisit ve sentetik kimyasal gübre kullanımı tarım arazilerine ve su kaynaklarına zarar vermektedir” dedi.  

İKLİM KRİZİNE KARŞI MÜCADELE

Tarımın iklim değişimini olumlu yönde değiştirebilecek önemli bir potansiyeli olduğunu ifade eden Çelik, iklim krizine karşı öncelikle buna neden olan etmenleri ortadan kaldırmaya ve olumsuzluklarla mücadele etmeye ihtiyaç olduğunu söyledi. Çelik, “Mevcut suyun muhafazası ve yeniden kullanımına olanak tanıyan uygulamaların yaygın olarak kullanılması elzemdir.

Su hasadı, malçlama ve azaltılmış toprak işleme, nöbetleşe ekim, kompost ve yeşil gübreleme gibi uygulamalar yapılabilecekler arasında. Bunun yanı sıra, tarımsal kirliliğin önüne geçebilecek olan ekolojik tarım, agroekolojik tarım gibi sürdürülebilir tarım sistemlerinin daha fazla yaygınlaştırılması ve küçük çiftçilerin korunarak, bu yönde desteklenmesi iyi bir toprak ve su yönetimi için kaçınılmazdır” dedi.

KAYNAK : https://www.evrensel.net/haber/421060/yuksek-ziraat-muhendisi-zerrin-celik-iklim-krizi-su-kaynaklarini-tehdit-ediyor

HABER : BÜLENT ÖZGEN

Semercioglu Zeytincilik