Akkuyu NGS projesini iptal etmeli

0
27

Bağımsız araştırmacı Pınar Demircan, Rusya’nın nükleer atıktan yakıt üretme kapasitesini hatırlatarak, Çernobil’in işgalinin bu amaçla yapılmış olabileceğini söyledi. Akkuyu Nükleer Santrali’nin risklerine dikkat çeken Demircan, ‘Ukrayna’daki durum her şeyi daha da netleştirdi. Ülkemizi politik oyunların arenası haline getirmek üzereyiz’ dedi.

Yeşil Gazete Nükleer Editörü ve nükleersiz.org Koordinatörü araştırmacı Pınar Demircan ile Rusya‘nın Ukrayna’daki Çernobil Nükleer Santrali‘ni ele geçirmesini ve Mersin’de inşa edilen Akkuyu Nükleer Santrali‘nin risklerini konuştuk.

Demircan, Rusya’nın genel anlamda içinde bulunduğu enerji krizinin nükleer enerji ayağına dikkat çekerek, Çernobil‘deki birikmiş atığı kullanmak için Çernobil’e girmiş olabileceğini işaret etti: “Türkiye Ukrayna’dan ders çıkarabilir. Esas soru şu: Türkiye’de Rosatom aracılığıyla kendine ait bir nükleer santral kurmakta olan Rusya, yakıt yapmak için atık ihtiyacı içindeyken buradan çıkacak atığı kullanmayacak mı?”

Demircan, Akkuyu santralinin hemen yakınındaki bir koyda da NATO limanı bulunduğunu ve Rosatom şirketinin karşı kıyıda Mısır‘da da bir santral inşa etmekte olduğunu hatırlatarak “Ülkemizi politik oyunların arenası haline getirmek üzereyiz” dedi.

Çernobil’in 1986’da olmuş bitmiş bir olay olmadığını hatırlatan Demircan,  “Çünkü radyoaktif atıktan bahsediyoruz, yüzlerce binlerce hatta milyonlarca da olabilir tehlike devam ediyor. Plütonyum yarılanma ömrü 24 bin yıl. ve bu miktarı onla çarpıyorsunuz. 240 bin yıl etki edecek” diye konuştu.

Rusya’nın Çernobil’i kuşatmasının asıl sebebi nükleer atık olabilir mi?

Demircan, Rusya’nın Çernobil’e girişinin ardından radyasyon seviyelerinin 20-30 kat yükseldiğinin bildirilmesinin belki de dikkati başka yöne çekmek için olabileceğini belirtiyor. Rusya’nın nükleer atıktan yakıt üretme kapasitesini hatırlatan Demircan, “Çernobil’de depolanmış 4 bin metreküp atık var. O yakıtlar şu an tehlike altında. Ben asıl atık deposuna müdahele olmuş olmasından endişe ediyorum” dedi. 

Rusya, diğer ülkelerden topladığı atıklarla yakıt üretme teknolojisinde dünyada önemli bir konumda. Demircan, ambargolarla Rusya’nın içine düştüğü enerji krizini şöyle anlattı:

“Ukrayna, 16 yıl süren ve maliyeti 250 milyon dolar olan bir atık deposu inşa ettirdi. Bu şekilde her yıl 200 milyon dolarlık maliyeti üstlenerek Rusya’ya atık gönderme maliyetinden kurtuldu. Biliyoruz ki bir süredir Batılı devletler Rusya’yı ekonomik baskı altında tutmakta. Biraz araştırınca bu baskının nükleer boyutuna dair bilgi ediniyorsunuz. Zira Amerikalı Holtech firmasına yaptırılan bu atık deposu Rusya’nın nükleer santrallerine yakıt tedariki anlamı taşıyan atıklara ulaşmasını engelliyor. Yani Amerika Rusya’nın Ukrayna’dan almayı planladığı nükleer atığı almasına engel olarak Rusya’nın atıktan yakıt üretme sürecini baltalıyor.”

‘Ülkemizi politik oyunların arenası haline getirmek üzereyiz’

Buradan hareketle Türkiye’deki Akkuyu Nükleer Santrali‘ne dair Demircan, “Türkiye, Ukrayna’dan ders çıkarabilir. Türkiye’de Rosatom aracılığıyla kendine ait bir nükleer santral kurmakta olan Rusya, yakıt yapmak için atık ihtiyacı içindeyken buradan çıkacak atığı kullanmayacak mı?” diye sordu.

Pınar Demircan, şirketin Moskova’da yeni bir atıktan yakıt üretme tesisine yatırım yaptığının da altını çizerek şunları anlattı:

“Türkiye’de olacak olanı söyleyeyim: Her yıl 200 milyon dolar ödeyeceğiz bu atığı Rusya’ya göndermek için. Santralin ömrü 80 yıl, çarpın bunu. Bir de depo yapacağız, çünkü Rusya, kanunlarına göre üçüncü dünya ülkelerinin nihai atığını asla almıyor, 250 milyon da bu deponun maliyeti eklenecek.

Şimdi Türkiye’nin jeopolitik konumunu düşünelim . Doğuda İran, güneyde Mısır yani Akdeniz’in karşı kıyısında bir santral daha inşa ediliyor. Bu bize ne söylüyor? Geçen yıl Akdeniz’de neler yaşandı. Doğu Akdeniz enerjide bu kadar önemliyken, Rosatom yönetimindeki Akkuyu NGS bir askeri üs gibi Rusya’ya güç sağlamayacak mı? İran’daki santraliyle de Orta Doğu‘yuyu kontrol etmeyecek mi?

Rusya, ABD, belli ölçülerde Fransa, nükleer piyasasının pastasını kapmış durumdalar ve buraya dahil olmak isteyen herkes bu emperyal devletlerin piyonudur. Türkiye kendisini bu duruma mı sokmak istiyor? Bizim verdiğimiz toprak içerisinde Rusya’nın sahip olduğu limanın hemen bir koy sonrasında bir NATO limanı var. Biz ülkemizi nasıl bir çatışmanın içine sokuyoruz acaba? Biz bunları hep söyledik fakat şimdi Ukrayna ile her şey daha da netleşti.”

“Akkuyu santralinin inşaatının durdurulması halinde hep söylendiği gibi Türkiye’nin önüne proje iptal maliyetleri getirilemez” diyen Demircan şunları söyledi:

Avrupa Birliği, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin üstüne birbiri ardına Rosatom projelerinin iptal edilmesi için açık çağrı yaptı. Yani Türkiye bu rüzgarın akımına girerek rahatlıkla ülkemizi Rusya’nın boyunduruğundan çıkarabilir. Bunu yapmak zorundayız çünkü Ukrayna’daki durum gösteriyor ki eğer köprüden önceki bu son çıkışı da kullanmazsak çok geç olacak ve Ukrayna’ya bu işgali yapmayı kendinde hak gören bir devlet ülkemizde nükleer tehdit enstrümanını elinde bulunduracak.”

Demircan şöyle devam etti : “Önümüzde Akkuyu NGS’nin işletmecisinin savaşta olması gibi bir mücbir sebep var. Yani ülkemizde barışçı olduğu iddia edilen ticari nükleer santrali kurmak isteyen devletin kendisi savaşkan ve şu an dünyada bu karakterinin sonuçlarını görüyoruz. İnanın iktidarın bizi karşı karşıya bıraktığı bu Ak kuyudan çıkmak mümkün, Akkuyu çok güzel bir müze olur.” 

Nükleer santrallerin bulunduğu ülkeye ait olmasının bile güç sahipliği anlamına gelmediğini savunan Demircan, “Ukrayna’nın 15 reaktörü var, nükleer atığı da var. Rusya gibi bir emperyal devletin karşısında güçlü olabiliyor mu” diye sordu.

KAYNAK : https://yesilgazete.org/turkiye-akkuyu-ngs-projesini-iptal-etmeli/

HABER: BÜLENT ÖZGEN