OĞUZ UÇAR

Bir çok kişi bizim mesleğimizin adını yanlış telaffuz ediyor!

Ben bu durumu konuşma dili ve yazı dili arasındaki farka bağlıyor olsam da, mesleği hakkı ile yapanlara Gazeteci, mesleğimizi ağzına yüzüne bulaştıranlara ise özellikle Gastecidemeyi tercih ediyorum.

Kim ne derse desin Gazetecilik, kutsal bir görevdir.
Gazeteci, halkın anayasal bir hakkı olan haber alma hürriyetinin temsilcisi olarak okuyucusuna, izleyicisine ve dinleyicisine karşı sorumludur. Bunun için her şeyi titizlikle izlemek, not ve kayıt altına almak, sonra da bunu herkesin anlayabileceği bir dilde objektif bir şekilde haberleştirerek kamuoyuna sunmak zorundadır. Başka bir ifade ile; Halkındüşünüp de, söyleyemediklerini yazabilecek yüreğe sahip olmaktır!..
 

***

Mesleğe,1979 yılından bu yana emek veren bir kardeşiniz olarak Türk Basında yaşanan evrelere bakıyor ve üzülüyorum.

Nereden, nereye geldik!..

Bizim zamanımızda medya patronları, meslekten gelen insanlardı. Siyasi iktidara mesafeli durdukları için istedikleri tek şey de objektif gazetecilikti. Böyle olunca, çalışanlar huzur içinde işlerini yapıyor ve hiçbir güç odağının karşısında eğilip bükülmüyorlardı. Meslekte olanların hemen hemen hepsi sendikalıydı. Herkes maaşını ve maaş zamlarını eksiksiz alabildiği için hiç bir avanta peşinde koşmazdı. Gazeteci sayısı, şimdiki Gastecileregöre çok az olsa da, kalite vardı!..

Yazdığı haberlerle iktidarı rahatsız ettiği için kimse işinden kovulmuyordu.

Bir siyasetçi Gazete Patronunu arayarak “Şu adamı orada görmek istemiyoruz” diyemiyordu. Kısacası Gazetecilik itibarlı bir meslekti…
 

Peki ya şimdi?

Özal iktidarı ile Türk Medyasında Gazeteci Patronlar dönemi bitmeye başladı.
İktidara yakın iş insanları, yavaş yavaş medyada patron koltuğuna oturdu. Hal böyle olunca siyasilerle olan ilişkilerde mesafe kayboldu. Meslekte dejenerasyon başladı. Mesleki bilgi birikimin önemi kalmadı. Dürüst gazeteciler yavaş yavaş kapının önüne konuldu. Onlar için iş bulabilmek zorlaştı.

Yandaş olma dönemi başladı…
Her olay karşısında, iktidarın sözcüleri gibi savunma yapabilenler tercih edilince mesleğimizdeki Gastecisayısı arttı.

Ben burada isim yazmayacağım, çünkü siz onları iyi biliyorsunuz!…
Halkın yaşadığı gerçeklere gözlerini kapatıp, kulağını tıkayan kim varsa tam da onları anlatmaya çalışıyorum.

***

Maalesef bu hastalık Anadolu Basını’na da sıçradı…
 

81 Vilayetten irtibatta olduğum arkadaşlarım aracılığı ile buralarda da ahlaki bir çöküş yaşandığını üzülerek gözlemliyorum. Mesleği bir tehdit aracı olarak görenler mi? istersiniz… Yoksa kendi şahsi çıkarları doğrultusunda kalem oynatanları mı?

Saymakla, yazmakla bitecek gibi değil!

Ama iyi ki hala Gazeteciler var!..

Onların sayesinde halkımız gerçekleri öğrenebiliyor!

Onların sayesinde yediği kazıkların farkına varabiliyor!
Onların sayesinde seslerini duyurabiliyor!

Büyük ustaların sözünün üstüne söz söylenmez anlayışını taşıyan bir Gazeteciyim.

Bu nedenle 24 Ocak 1993’de Ankara’da evinin önünde haince bir saldırı sonucu hayatını kaybeden Rahmetli Uğur Mumcu’nun Gazetecilik ile ilgili yazdığı şu satırları sizlere hatırlatmak istiyorum:

“Gazetecinin bu görevini yapabilmesi için habere, olaya, olguya, belgeye ve bilgiye dayalı yazılar yazması gerekir. Bunun için de gazetecinin güvenilir kişi olması zorunludur. Sır saklayan, haber ve bilgi kaynağını gizlemesini bilen, gerektiğinde hükümetlere ve güç odaklarına karşı savaşmayı göze alan insan, GAZETECİDİR.”

Reklam 728x90