12 Mayıs 2020’de İstanbul’da, Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Meteoroloji Laboratuvarı, 31.4°C sıcaklık ölçümü kaydetti. Bu sıcaklığın, son 109 yıllık sıcaklık ortalamasındaki en yüksek değer olduğu, o güne ait bir rekor kırıldığı belirtildi1. Peki İstanbul’da ölçülen bu rekor sıcaklık, gelecekte beklenen sıcak günlerin en soğuğu ise..? İklim değişikliği, sıcaklıkların olağandışı artacak olması ile yaşam için küresel bir tehdit oluşturuyor.

İnsanoğlunun iklim değişikliğinin doğa ve insan sağlığı üzerindeki gözlenebilir etkileriyle yüzleşmeye başlaması, iklim krizi-hastalıklar arasındaki farkındalığımızı arttırmaya başladı. Özellikle son yıllarda uluslararası otoriteler nezdinde gerçekleşen çalışmalar ile bu konuda ülkeler bazında alınan aksiyonlarda artışlar yaşanıyor.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından 2002’de yayımlanan raporda, iklim değişikliğinin insan sağlığına etkilerini ortaya koymak için modellemelere ihtiyaç duyulduğu belirtilmiş,  2008 yılında ise Dünya Sağlık Günü teması “Protecting Health from Climate Change3” (Sağlığımızı İklim Değişikliğine Karşı Koruyalım) olarak belirlenerek iklim değişikliği ve insan sağlığı ilişkisinin uluslararası boyutta ele alınmasına imkan tanınmıştır.

2015 yılında ise tıp dünyasının en prestijli hakemli bilim dergilerinden olan Lancet, doktor, akademisyen ve politika uzmanlarının katkıda bulunduğu “The Lancet Countdown on Health and Climate Change” isimli komisyonda iklim değişikliği, 21. yüzyılın en büyük küresel sağlık tehdidi ifadesini kullanmıştır.

Hava kirliliği kaynaklı sağlık etkileri

Nüfus artışı, şehirleşme, sanayileşme, fosil yakıtlar, doğal afetler… DSÖ’ne göre her yıl dünya çapında her 10 kişiden 9’u kirli hava soluyor ve yaklaşık 7 milyon insan hava kirliliği kaynaklı hastalıklar sonucu ölüyor . Son yıllarda yaşanan özellikle Amazon ve Avustralya gibi büyük orman yangınları, bölgede yaşayan insanlar için hava kirliliği kaynaklı hastalıklar açısından ciddi bir tehdit oluşturuyor. Ayrıca iklim değişikliği, polen konsantrasyonlarının alerjenik potansiyeli, kompozisyonu, türlerin göçü ve yenilerinin büyümesini değiştirerek alerjileri etkilemektedir.

Hava kirliliği ve iklim değişikliği, alerjenik bitkilerin daha hızlı büyümesine yol açarak, polen kaynaklı solunum alerjilerininde artmasına neden olmaktadır.

Ayrıca iklim krizi ile hastalıkların artmasından çok iklim-gıda ve su üçgeninde yaşanan problemler de insanoğlu için tehdit oluşturuyor. İklim krizi suyla bulaşan hastalıkların artmasına neden olduğu gibi tarımsal üretimde de azalmalara neden olacağı ve buna bağlı açlıkların ortaya çıkacağı belirtiliyor.

Gıda krizinin, sadece ulaşılabilen gıda miktarını değil, gıdanın çeşitliliğini ve besleyicilik özelliğini de etkileyeceği düşünülüyor. Tüm bunlar doğrudan olmasa da dolaylı olarak iklim krizinin insan sağlığı üzerinde neden olacağı tehditler olarak görülüyor.

Sıcak ve soğuk hava dalgalarından kaynaklı sağlık etkileri

2003 yılında  meydana gelen sıcak hava dalgasında Avrupa’da, 30.000’den fazla insan hayatını kaybederek 13 milyar Euro finansal zarar yaşanmıştır . Bu sıcaklık artışlarına bağlı olarak hassas gruplar (yaş ve cinsiyet-çocuklar, yaşlılar, hamileler; kırılgan gruplar; toplu yaşam alanları; yoğun nüfus hareketleri; enerjiye/teknolojiye erişimi kısıtlı olanlar; şehir yoksulları; yalnız yaşayanlar) diğer gruplara kıyasla yaşanan değişimlerin etkilerini tahmin edememe, baş edememe, direnememe ve bunlardan kurtulamama riski ile karşı karşıya…

Bu nedenle hava olaylarındaki değişimler (çok sıcak, kurak, çok soğuk, çok nemli hava) insan sağlığını doğrudan olumsuz etkilemektedir. Bu doğrudan etkiler; güneş yanığı, ısı krampı, sıcak yorgunluğu, sıcak çarpması ya da güneş çarpması ve bunların sebep olduğu hastalıklar olarak görülmektedir

Dünya Doğayı Koruma Vakfı (World Wildlife Fund-WWF) çalışmasında küresel ortalama sıcaklığın 1.5°C artışında insan  popülasyonunun %14’ünün, 2 °C artışında ise yaklaşık 2.5 katı olarak %37’sinin aşırı hava dalgalarına maruz kalacağını belirtmiştir.

2015 yılında Columbia Üniversitesi’nde yayımlanan bir makale, Suriye’de meydana gelen ve milyonları bulan dış göçü, 2007-2010 arasında yaşanan kuraklığa bağlıyor. Bu makaleye göre, iklim değişikliğinin yol açtığı kuraklık kırsaldan kente yoğun göç hareketine neden olarak bu durum siyasi istikrarsızlık ortamına yol açmıştır. İklim mültecileri (climate refugees) kavramı son yıllarda çok sık telaffuz edilmekle birlikte bu kişiler 1951 Cenevre Konvansiyonu’na göre mülteci kapsamında değillerdir.

Ekstrem hava olayları kaynaklı sağlık etkileri 

İklim değişikliğinin dolaylı etkileri neticesinde ise sıcaklık artışına bağlı olarak gelişen enfeksiyon hastalıkları ve vektör kaynaklı hastalıklar meydana gelmektedir. Hastalıkların insan ve hayvanlara bulaşmasında aracı olan taşıyıcılar, vektör kaynaklı hastalıklara sebep olmaktadır. Dünya gündeminde yer alan COVID-19 olarak bilinen koronavirüs kaynaklı hastalık ise vektör kaynaklı hastalıklara bir örnektir.

Değişen iklim koşulları, ormansızlaştırma, düzensiz avcılık faaliyetleri, hayvanların bulundukları yerden farklı ortamlara hareket etmesine ve bu hastalıkların normalde beraber yaşamadıkları diğer hayvanlar ve/veya insanlara temas yoluyla hızla yayılmasına neden olmaktadır.

Sıcaklıkların yükselmesi ve yağış dağılımının düzensiz olması sonucunda, kuş gribi, kene kaynaklı hastalıklar, veba, lyme, kızıl humma, verem, sarı humma, sıtma, batı nilvirüsü, chikungunya ve dang humması gibi vektör kaynaklı hastalıklarda artış yaşanmaktadır10. Çalışmalar, küresel sıcaklıklarda gerçekleşecek 2°C veya 3°C’lik bir artışın sıtma kapma riski altındaki insan sayısını %3 ile %5 arasında arttıracağını göstermektedir.

Ruh ve akıl sağlığı hastalıkları

Soğuk ve sıcak hava dalgalarının insanların agresif davranışları ile bir ilişkisi olduğu yapılan çalışmalar ile kanıtlanmıştır12. Sel, kasırga ve yangınlar gibi iklimle ilgili afetler genellikle strese dair psikiyatrik bozukluklarla ilişkilendirilir. Hayatı tehdit eden durumlara maruz kalan bireyler, posttravmatik stres bozukluğu geliştirme açısından önemli bir risk altındadır.

İklim değişikliği önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam etmekle birlikte tüm bu olumsuzluklar önlenebilir durumlar.. Önlem politikalarının uygulanması, adaptasyonun gerçekleşmesi ile dirençli toplumların oluşturulması gerekiyor. İnsanoğlunun bu dünyada cehennemi yaşaması ya da sonsuz yaratıcılığı ile bu dünyayı cennete dönüştürmesi kendi tercihi.. Bu jenerasyonun, organize insan toplumunun daha kaç nesil hayatta kalıp kalmayacağına karar vermesi ve bunu hızlı bir şekilde eyleme geçirmesi gerekiyor.

Çok fazla zaman yok, kolektif bir bilinç ile hareket etmek bizlerin elinde… İklim değişikliği hakkında etki yaratabileceğimiz alanları keşfedelim ve bu bilgimizi çevremizle paylaşalım. Vizyonumuz ve gücümüz ile iklim değişikliğine yönelik farkındalığımızı ortaya koyalım.

KAYNAK : https://www.yesilist.com/iklim-degisikliginin-sagliginizi-etkilediginin-4-kaniti/

HABER : BÜLENT ÖZGEN

Öğretmenler GünüReklam 728x90